Köyümüzün Sosyal Yapısı ve Geleneklerimiz..
Köyde aile, ana-baba ve çocuklardan oluşur. Büyükanne ve büyükbabaların bulunduğu aileler de bulunuyor. Aile içinde, birden fazla bulunan erkek çocuklardan, bir tanesi ana-babanın yanında kalır, diğerleri ayrı ev kurarlar yani ayrılırlar. Ev kurmalarında ailece yardımcı olunur, bir miktar arazi de verilir. İşbirliği yapan kardeşler de bulunuyor.
Köy halkı, Türk geleneği doğrultusundaki ahlaki durumlarını devam ettirmeye çalışmaktadır. İbadetlerde, ramazan ve cuma günlerinde cemaat fazlalaşmakta diğer zamanlarda azalmaktadır. Aileler arasında olduğu gibi, bir aile içinde bulunan fertler arasında da farklılıklar gözlenebiliyor.
Köy halkı arasında bazı batıl inançlar da bulunuyor. Örneğin: Küçük yaşta çocuğu ölen anneler, perşembe gününün akşamı ve cuma el işi yapmazlar, dikiş-nakış ve örgü işleri yapılmaz. Ölen çocukların rahatsız olacağı inancı bulunmaktadır, ev temizliği ve çamaşır yıkamak, salı ve çarşamba günlerinde sakıncalı görülüyor. Yeni doğan çocuk, kırkıncı günü yıkanır ve ondan sonra dışarıya çıkarılır. Yıkanan çocuğun suyunu gece herhangi bir yere dökülmesi sakıncalı görülüyor. Kırkıncı günü, yıkanacak olan çocuğun suyu özel olarak hazırlanır. Suyun içinde çeşitli otlardan kırk yaprak, kırk tane küçük taş ve kırk tane çeşitli yiteceklerden kırıntı konur ve öylece su ısıtılır. Nedeni ise: Kırk çeşit ot yaprağından sıhhat, kırk adet küçük taştan güç, kırk tane yiyecek kırıntısı ise bolluk içinde yaşamasının temennisi olarak niteleniyor.
Geçmiş dönemlerde, Hıdırellez şenlikleri yapılırmış. Bu şenliklerde toplu olarak köyün herhangi bir yerinde yapılırmış. Köyün zenginleri, birer kuzu keserlermiş ve çuvalla pirinç alırlarmış, yapılan pilavlı yemekler beraberce yenirmiş. Kızlar ağaçlara salıncak kurar, erkek delikanlılarda büyüklere hizmet ederlermiş. Kızların okuduğu manilere cevap, isteklileri tarafından aracı ile gönderilirmiş. O dönemlerde söylenen manilerde birkaçı aşağıdadır :
Martıfalım martıfal,
Martıfalın artı var,
Kimin evel çıkarsa,
Devlet ile bahtı var.
Tülbendi uzaldayım,
Ucunu düzelteyim,
Şöyle nerden gelicen,
Yolunu gözledeyim.
Geçmiş dönemlerde, At yarışları ve güreşler de vardı. Kız-oğlan buluşup konuşma söz konusu değildi. Ana-Baba'nın istediği yere görücü usulü ile evlenmeler olurdu. Şimdi böyle bir şey yok. Gençlere de bir söz hakkı tanınıyor. Düğünlerde davul-zurna çalınır. Eskiden perşembe günü biten düğün, şimdi pazar günü bitmektedir. |